ibrahimhakkıhazretleriOn sekizinci yüzyıl Osmanlı âlimi ve büyük velî. İsmi, İbrâhim Hakkı’dır. 1703 (H.1115) târihinde Erzurum’un Hasankale kasabasında doğdu. Babası Osman Efendi olup, evliyâdan bir zâttı. Annesi Hanîfe Hâtun da Peygamber efendimizin "sallallahü aleyhi ve sellem" soyundandır. 1781 (H.1195) târihinde Siirt’in Tillo kasabasında vefât etti.

Küçük yaşta annesini kaybeden İbrâhim Hakkı, ilk tahsilini babasından gördü. Tefsir, hadis, fıkıh gibi zâhirî ilim dallarında yetişti. Baba dostu Molla Muhammed Sıhrânî’den astronomi, matematik ve fen bilgilerini öğrendi. Tillo’daki ilim ve feyz kaynağı Kâdiriyye tarikatı büyüklerinden İsmâil Fakîrullah’ın mânevî terbiyesine girip iltifât ve ihsânlarına kavuştu.

İbrâhim Hakkı, babası vefât edince hocasının emriyle Erzurum’a gitti. Amcalarının da teşvikleriyle sekiz sene ilim tahsil etti. Erzurum müftîsi Hâzık Muhammed’den okudu. Yirmi beş yaşında tahsilini tamamlayıp muhabbet ateşiyle yandığı hocası İsmâil Fakîrullah’ın huzûruna döndü.

Tillo’da hocasının büyük oğlu Abdülkâdir Efendinin kızı Fâtma Azîze Hanımefendi ile evlendi. Tillo’da on beş sene hocasına hizmet ile şereflenip icâzet aldı.

1738’de Hicaz’a gidip hac yaptı. 1752’de İstanbul’a gitti. Sultan Birinci Mahmûd Han tarafından dâvet edildi. Saray kütüphânesinde çalışmalar yaptı. Bir sene sonra talebe yetiştirmek için Abdurrahmân Gâzi Dergâhına tâyin edilerek Erzurum’a geldi. 1755 senesinde tekrar İstanbul’a gitti. Sarayda dîvân kâtibi Ali Efendi başta olmak üzere pekçok kimselerle dost oldu. Sultan Üçüncü Mustafa Han zamânında da Abdurrahmân Gâzi Dergâhının berâtı yenilendi.

İbrâhim Hakkı hazretleri, 1764 târihinden sonra hocası İsmâil Fakîrullah’ın dergâhına yerleşip vefâtına kadar talebe yetiştirmek ve eser yazmakla meşgul oldu. Ömrünün sonlarında vasiyetnâmesini yazdı. Sık sık hastalanması sebebiyle bizzat kendisi kitap yazmak ile uğraşamıyordu. Ancak yazdırmak sûretiyle kalan ömrünü bereketlendirmek istediğinden, oğulları kâtipliğini yaptılar. 1781 senesinde Siirt’in Tillo kasabasında vefât etti.Hocası İsmâil Fakîrullah’ın yanına defnedildi. Kabri ziyâret mahallidir.

İbrâhim Hakkı hazretleri tefsir, hadis, fıkıh gibi naklî ilimler yanında aklî ilimlerde de zamânın bir tânesiydi. Biyoloji, fizik, kimyâ, matematik ve astronomiye kadar, devrindeki bütün ilimlerle meşgul olmuş, ayın hareketlerini incelemiş, arz küresinin enlem ve boylamlarını belirtmiştir. Canlılar hakkında çeşitli teoriler ileri süren Fransız doktoru Lamarc, İngiliz Ch. Darwin, Hollandalı Hügo de Vires gibi batılı ilim adamlarından çok önce canlıların yapısında, en basitinden en mükemmeli olan insana doğru düzgün bir tekâmül bulunduğunu, misâller vererek yazmış, bunun nevlerin (türlerin) değişmesi  demek olmadığını da bildirmiştir. Bu konuyu ele alırken tekâmülde, arada görülen belli noktaları, husûsî özellikleri ve herbirinin hudutlarını tesbit etmiş, canlıların hepsinin ayrı ayrı türler halinde yaratıldığını ayrıca belirtmiştir.

Hayâtında hiçbir zaman okumayı ve okutmayı elden bırakmamış, ideâl insan tipi olarak ârif insanı göstermiştir. Kendisi de bu ölçü içinde kalmıştır.

İbrâhim Hakkı hazretlerinin hikmetli sözlerinden bâzıları şunlardır:

“Dil küçüktür, cürümü büyüktür.”

“Kalp bir reistir. Eğer o temiz olursa, mâiyeti, bütün organlar ona itâat ederek temiz olurlar.”

“Bilmiyorum demek ilmin yarısıdır.”

“Güzel sözler, güleç yüzler, tatlı diller gönüllerde azîzdir.”

“İnsanın başına belâ getiren üç şey vardır: Şakalaşmak, alay etmek, saçma ve beyhûde konuşmak.”

“Konuşma insanın terâzisidir. Fazlası ziyân, azı vakardır.”

“Dilini tutmayan gerçek îmânı bulamaz.”

İbrâhim Hakkı hazretleri aynı zamanda hak âşığı şâir bir zât olup hikmetli şiirler söylemiştir.

Onun şiirlerinden:

Ebû Cehl’in sohbeti nâr-ı Cehennem’den beter

Hakkı! Hakk’ı dilde bul sen, ol sana devlet yeter

 

Hak şerleri hayr eyler,

Zannetme ki gayr eyler,

Ârif anı seyr eyler,

Mevlâ görelim neyler,

Neylerse güzel eyler.

 

Eserleri:

1) Tecvid Kitabı: İlk yazdığı eseridir.

2) Tertîb-ül-Ulûm.

3) Dîvân (İlâhinâme): Eserinde bir yılın günleri sayısınca gazel yazmıştır.

4) Mârifetnâme: Hasankale’deyken yazmaya başlamış, 1756 senesinde tamamlamıştır. Kâinâtın yaratılışını, bu yaratmanın dayandığı incelikleri, âlimleri birinci ana bölümde; tıp ilmini ve insan vücûdunu ikinci ana bölümde; insanın insan olarak ne yapması gerektiğini ve onun yücelmesini üçüncü anabölümde; âdab-ı muâşereti son bölümde işlemiştir. Eserin çeşitli yer ve zamanlarda baskıları yapılmış, Farsça ve Fransızcaya tercüme edilmiştir.

5) İrfâniyye: Farsça olup bir hadîs-i şerîf açıklanmaktadır.

6) İnsâniyye: Arapça olup içinde hocası Fakîrullah için yazdığı sekiz kasîde mevcuttur. Tasavvuf ilmi anlatılmaktadır.

7) Mecmû’at-ül-Me’ânî,

8) Lübb-ül-Ulûm,

9) Vuslatnâme,

10) Türkçe-Arapça-Farsça sözlük.

11) Seâdetnâme,

12) Vaslnâme,

13) Şükürnâme,

14) Meşârik,

15) Sefîne-i Nûh,

16) Kenz-ül-Fütûh,

17) Defînet-ür-Rûh

18) Rûh-üş-Şüyûh,

19) Ülfet-ül-Enâm,

20) Mahzen-ül-Esrâr ve diğerleridir.

Makaleyi paylaş

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

otag1otag2mecellesurgundekihanedanokumalik1