Son devirde yetişen İslâm âlimlerinin büyüklerinden. İsmi; Yûsuf bin İsmâil’dir. Mensup olduğu Nebhânoğulları kabîlesine nispetle Nebhânî diye meşhur olmuştur. Filistin’in kuzeyinde bulunan Hayfa’ya bağlı Eczim köyünde 1849 (H.1265) senesinde doğdu. Daha sonra Mısır’a giderek Câmi-ül-Ezher Medresesini bitirdi. Aklî ve naklî ilimlerde yetiştikten sonra çok kıymetli kitaplar yazdı.

İstanbul’a gelerek El-Cevâib Gazetesi’nin hazırlanmasında, tashihinde ve basımında çalıştı. Daha sonra Şam’a döndü. Şam’da kâdılık yaptı. Beyrut hukuk mahkemesi reisliğine yükseldi. Beyrut’ta yirmi seneden fazla kaldı.

Beyrut’ta vazîfeli olduğu sırada, Beyrut vâlisi bir takım sebepler ileri sürerek Yûsuf-ı Nebhânî’nin vazîfesinden azledilmesi veya başka bir yere tâyin edilmesi için Sultan İkinci Abdülhamîd Hana yazı yazdı. Sultan İkinci Abdülhamîd Han da Beyrut’a yakın bir yere tâyin edilmesiyle ilgili kararnâmeyi imzâladı. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Sultan İkinci Abdülhamîd Hanın rüyâsına girip; “Beyrut’ta bizi en çok seven Yûsuf Nebhânî idi. Bizim, bu âşıkımızın Beyrut’taki eski vazîfesinde kalması uygundur.” buyurdular. Sultan İkinci Abdülhamîd Han, bu rüyâ üzerine onun Beyrut’ta kalmasını emretti. 1932 (H.1350) senesi Ramazan ayında Beyrut’ta vefât etti.

Eserleri:

1. Feth-ül-Kebîr: Bu eserinde 14.450 hadîs-i şerîfi harf sırasına göre tertip ederek toplamıştır. Üç cilt olan bu kitabı basılmıştır.

2. Câmi’ül-Kerâmât-il-Evliyâ: Bu kitabı iki cilt olup, kerâmetin hak olduğu delilleriyle ispat edilmiştir.

3. Şevâhid-ül-Hak: Bu kitabında Eshâb-ı kirâmın üstünlüklerini, Muâviye ve Amr bin Âs’ın (radıyallahü anhümâ) yüksekliklerini ve İslâm dînine hizmetlerini anlatmıştır. Bu eserinin büyük bir bölümünde İbn-i Teymiyye’yi ve Vehhâbileri reddetmiş, onların fikir ve inanışlarının bozuk olduğunu vesîkalarla ispat etmiştir. Bu kitabında Vehhâbilerin; “Mutlak ictihat her zaman vardır.” demelerinin yanlış olduğunu, Resûlullah’ın ve bütün evliyânın  mezarlarını ziyâret etmek için uzaklardan gitmenin câiz olduğunu, Resûlullah efendimizi ve diğer evliyâyı vesîle ederek Allahü teâlâya duâ etmenin câiz olduğunu delilleriyle açıklamıştır. Yûsuf Nebhânî’nin bu eseri kendi zamânındaki ve daha sonraki Ehl-i sünnet âlimlerince beğenilmiş ve medh edilmiştir.

4. Huccetullahı alel-Âlemin fî Mûcizât-ı Seyyid-il-Mürselîn: Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) zamânında ve daha sonra meydana çıkan mûcizelerini çok güzel anlatan bir eserdir.

5. Envâr-ül-Muhammediyye min-el-Mevâhib-il-Ledünniyye: Peygamber efendimizi çok güzel anlatmaktadır. İmâm-ı Kastalânî’nin Mevâhib-i Ledünniyye adlı eserinin kısaltılmış şekli olup İstanbul’da İhlâs A.Ş. tarafından ofset yoluyla basılmıştır.

6. Sihâm-üs-Sâibe: Vehhâbileri reddetmektedir.

7. Seâdet-üd-Dâreyn,

8. Hulâsat-ül-Kelâm fî Tercih-i Dîn-il-İslâm,

9. Müntab-üs-Sahihayn,

10. İrşâd-ül-Hayâra Litahzîr-il-Müslimîn min Medâris-in-Nasârâ.

Makaleyi paylaş

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

otag1otag2mecellesurgundekihanedanokumalik1